7 Haziran 2007 Perşembe

Ne Yaptığımın Farkında Değilim Sanırım (!)

Haziran'ın ilk gününden bu yana neler olup bittiğini kendim bile çözememişken anlatmaya çalışmak boşa çaba gibi gözüküyor ama bu şansımı denemeyeceğim anlamına gelmiyor tabii. Gereksiz hayat kesidi tasvirime, 28 Mayıs günü girdiğim İstatistik sınavına çalışma şeklimi tarif ederek başlayabilirim. Ali'nin arka arkaya iki gün beni ziyaret etmesi ve toplamda 2 saatten az çalışabilmemiz, sınava olan muhteşem odaklanmamızı kanıtlar gibiydi. Saatlerce yapılan geyik muhabbeti, benim duygusal kırılganlığımın nadir görülen "aman n'olcek len"siz tedavisi ve arsızca anlatılan lise anılarından sonra çalışmaya pek zaman kalmıyor tabii. İstatistik sınavından 70 bekliyor olmamsa, fazla kafaya takılmayan sınavların daha başarılı geçeceğine yönelik iddialarıma bir kanıt olarak görülebilir.

Bu dönem çok acayip başlamıştı zaten. Benim aniden hortlayan kalp sancım, aniden yıkılan arkadaşlıklarım ve yine ani gelen yeniden yapılanma... Aniden sardığımız bilardo tutkusu, aniden fark ettiğim saçmalama kabiliyetim, yolda aniden önüme çıkan inek (lan?!), aniden biten haftalar, aniden sevmeye başladığım dersler ve hiç sevemeyeceğimi aniden fark ettiklerim vesaire. Sıradan bir bitiş de beklemiyordum yani. Aniden bitiverdi şerefsiz, beni yanıltmayarak. Muhtemelen yaz boyu göremeyeceğim bir çok insana son bir selamı göndermeden, paso başvurumu İETT'ye göndermeyi unutan öğrenci işlerine sitem etmeden, iki senedir söylemek isteyip de söyleyemediklerimi fışkırtmadan, eski binanın güzel manzaralı balkonuna çıkamadan, kantinden üç kutu sakız bile alamadan, ec 212 sınıfında oturan afet ile muhabbeti kuramadan (en çok da buna yanarım), sınıfın camından bir kağıt uçak bile fırlatamadan bitti bir dönem daha. Duyan da mezun oluyorum sanar; benimkisi sürekli yaşanan bir yapamamışlık ezikliği, yapma şansım sürse bile içimde hep olan. Kim bilir, mezun olurken ne hâl alacak? Ben de şimdi uzun uzun, geçen dönemi anlattım da bir türlü bağlayamadım istediğim yere. Zamanın bu ani akışı yanında ders çalışmak da mümkün olmadı; budur demek istediğim. İstatistik sınavına sadece iki saat çalışabildiğimi söylemiştim. Benzer bir sonuç, farklı bir şekilde Auditing ve Game Theory derslerinde de yaşandı.

Auditing sınavına çalışmaya hiç hevesim yoktu. Cumartesi sabahının dokuzuna konmuş bir sınava çalışmayı son güne, yani Cuma'ya uygun görmüş olmam da bu sebeptendi, muhtemelen. Doğal olarak, bu son günde, oturup film ve dizi izlemekten başka bir şey yapmadım. Kendimi eve hapsetmiş, zaman geçirmeye çalışıyordum. Bir ara film izlemeye ara verip de saate baktığımda, yapacak önemli bir işim daha olduğunu hatırladım ve hemen Zeynep'i aradım. Auditing dersini beraber alıyorduk ve ara sınavdan sonra dersine bile girmediğim için, hangi konulardan sorumlu olduğumuzu bilmem gerekiyordu. Zeynep bana konuları mesaj attığında her şey tamamdı; küçük bir ayrıntı dışında: Bende o konuları kapsayan not yoktu ve işin kötüsü bunu gecenin on bir buçuğuna kadar fark etmedim. O saatte ders çalışma şevkimi zar zor toparlamış hâlde masa başına geçip de bendeki notların eksik olduğunu anlamak, çok moral bozucuydu. Sınava girip girmemek arasında bir git-gel yaşadıktan sonra saatimi sabahın yedisine kurup, kafamı yastığa koydum. Ertesi sabah ben erkenden okulda ve çalışmaya hazırdım ama bir şey hâlâ eksikti: O saatte fotokopiciler kapalı olduğu için, not falan alamadım. Umutla birinin gelmesini beklerken, Zeynep'i aramak aklıma geldi. Servise yeni bindiğini ve tam sınav saatinde okulda olabileceğini öğrendikten sonra, hafifçe yutkunup, kantindeki bekleyişime devam ettim. Az sonra, kantinde İrem ile karşılaşınca nasıl sevindim bilemezsiniz. Onun elinden notları kapıp, sınavda çıkması daha muhtemel gözüken belli başlı yerlerin biraz üzerinden geçtim ve on beş dakika içerisinde sınava hazırlandım. Sınavın bok gibi geçtiğini söylememe gerek var mı, bilmiyorum. saat üçteki sınavıma da girip asık suratla evime yollansam da üzüntüm, eve gittikten sonraki dakikalar içinde yok oldu.

Salı günü de bir sınavım vardı. Cumartesi günkü olaydan ders almadığım için, çalışmayı saat üçte olduğunu sandığım sınav için, sınav gününe bırakmıştım. Son gün Demirciköy'de keyif çatıp, Salı günü sabahtan okula gidip, konuları tekrar edebilirdim. Aptallık en büyük günahtır ya, dalgınlık da ondan sonra gelse gerek. Sınav üçte falan değil, sabahın dokuzundaymış. Ben saat dokuza beş kala aheste aheste Dördüncü Levent tarafında seyir etmekteyken, Tarık'ın arayıp, "Nerdesin olm ya sınav başlayacak seni bekliyoruz" demesiyle başımdan aşağı plazma (maddenin dördüncü hâli) halinde sular döküldü. Okula ulaşmnak için beş dakikam vardı. Salı sabahının trafiğinde, beş dakika içinde Dördüncü Levent'ten Kuştepe'ye gidip arabamı park ettim ve dokuzu iki geçe sınıfın kapısındaydım. Hoca tek söz etmeden kağıdımı verdi ve ben de bir sınava daha çalışmadan giriyor olmanın dayanılmaz hafifliğiyle, sorulara yöneldim. Girdiğim bir iki ders beni kurtarmış olsa da, pek de yüksek bir puan alabileceğimi söyleyemem tabii ki.

Çarşamba, Perşembe ve Cuma, sosyal hayatıma ve dinlenmeye ayırdığım günlerdi. Saçma sapan işler yapmadım da değil hani. Mesela, dün (perşembe) oturup üç saatte k'nex kullanarak bir kule inşa ettim. Legolarla ve uzaktan kumandalı arabamla da oynadım. Bütün bu apaçiliğin sebebi, yaşımızın ilerlemesiyle ortalıktan kaybolan bütün oyuncaklarımın bir kutu içerisinde aniden karşıma çıkmasıydı. Yaşımın getirdiği müthiş bilgilerle (!) k'nex tasarımlarıma çok yaratıcı detaylar ekledim. Kulemin pille çalışan bir asansörü bile oldu. Yakında fotoğrafını çeker, koyarım. O zamana kadar, pisa kulesinden daha sanatsal ve empire state'ten daha büyüleyici bir kule düşünerek idare edin (!).

Geldik bugüne... Cuma. Amaçsızca evde oturup, gece gideceğim eğlence için enerji depolarken, blog yazmak, kardeşimi okuldan almak ve kulüpten arkadaşlarımla yemeğe çıkmak gibi bir sürü gün içi iş ediniverdim; oysa söz vermiştim, bugün hiçbir şey yapmayacaktım. yarın da Fenerbahçe'nin kutlamaları falan derken yine ayakta kalırız. İşimiz kalıyor Pazar'a. O gün de rotaspor var. Hmm. Pazartesi? Ekonometri sınavına çalışmam lazım; salı da öyle. Çarşamba sınavdan sonra adalara gideceğiz belki. O gün de yatar. Ben ne zaman yatar? Sonra iki gün Kocaeli'ne gideceğim. Sonra 2 hafta Antalya tatili (!). On kat yorulup gelince de artık beni çim arasına koyarlar gübre olurum^^. Çabuk sevindim... kulübün devir teslim töreni, kulüp aktiviteleri ve kapanış bidibidileri var. Hmm...

Hiç yorum yok: